05 Kasım 2009 Perşembe
03 Kasım 2009 Salı
Bizim Cemal
Büyüdüğüm evin bulunduğu apartmana komşu olan bir apartmanın, dairelerinden birinde Cemal derler, bir çocuk otururdu. Börtü böceği eliyle yakalar hepimizi korkuturdu. Abidik gubidik eşyaları birbirine bağlar, yine abidik gubidik icatlar yapardı. Birazcık mucit yapılıydı anlayacağınız. Derken büyüklerimizin büyümesiyle kirlenen ve üstüne bir de bizi büyütünce iyice çığrından çıkan dünya hepimize farklı yollar sundu. Herkes sahibi olduğu yoldan ilerledi. Yollar bazı bazı kesişti tabi ama çok da birleşmedi. Aylar yıllar geçti ama küçükken oynadığımız oyunların tadı hep damağımızda kaldı. Yeri geldi o günleri anıp hüzünlendik bile. Ama önümüze çıkan yol ayrımlarında hep farklı taraflara yöneldik. Okullar okuduk. Bazılarımız çalıştık çabaladık. Sonra Cemal' in yolu Hakkari' nin Yüksek ova ilçesine düştü. Öyle sanıyorum ki sürekli oradan dönünce neler yapacağını düşünürdü. Önce memleketine dönecek, kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışacak. Eğer başarırsa, gönlünde yatan güzeli bulup evlenecek, çoluk çocuğa karışacak, sonra çocukları da aynı onun geçtiği yollardan geçeceklerdi. Bazı ayrıntılar değişse de bu döngü hep aynı şekilde devam edecekti. Fakat döngüyü oluşturacak olan en önemli halka bir şekilde yerinden çıktı ve döngüyü bozdu.
Gerçi babası "Vatan sağolsun." dedi ama...
03 Eylül 2009 Perşembe
Altyazı çeviricilerinin karakteristik özellikleri
Birgün hayatım film olursa altyazısını Pınar Batum çevirsin. Kendisini "Lost" dizisinin altyazılarından hatırlayabilirsiniz. Gerçek adı bu mu bilmiyorum ama dizi çıkar çıkmaz çevirisini hemen yolluyor. Tam bir görev insanı. Bir de "house" dan tanışık olduğum Sacit var. House izlerken hem dizide neler olacağını, hemde Sacit'in alt yazıyı nerede çevirdiğini merak ediyorum. Sacit her bölümün sonuna nerede olduğunu yazar ve tarih atar. Sorumluluk sahibi bir insan. Bunlar iyi insanlar.
Bazı altyazı çeviricileri ise garip takma adlar kullanıyor.
Bazıları, çevirdikleri alt yazıları sevdiklerine ithaf ediyorlar.
Bazıları, filmlerde veya dizilerde geçen esprileri üşenmeden açıklıyorlar. Bana kalırsa bu insanlar kendi yaptıkları esprileri de açıklayan, ve açıklama sonunda garip sessizlikler oluşmasına sebep olan insanlardır. Önceden olmasa bile altyazı çevirirken açıklaya açıklaya bu özellik bilinç altlarına yerleşiyor. (Şu ana kadar hem bir tespit, hem de bilinç altı kelimesini cümle içinde kullanarak psikolojik bir saptama yaptım.)
Sonuç olarak dizilerin, filmlerin orijinallerini satın alabilecek paralar kazanana kadar bu insanlara muhtacım.
Onlar ki, bu toplumun içindeki gizli kahramanlardır.
Başarılarının devamını diliyorum...
28 Mayıs 2009 Perşembe
sempati
Onlardır ki hayata başkalarının gözünden bakarlar ve yanımızda bir tek onların yeri vardır.
fırhat: 13,1
26 Mayıs 2009 Salı
ayna ayna
aslında aynalar insanın ne olduğunu değil, ne olmadığını gösterir. Aynanın karşısına geçtiğin zaman başkalarına tanıttığın o mükemmel insan bir anda kaybolur. O an gerçek tüm rahatsız ediciliğiyle karşındadır işte. Kendinle karşılaşmışsındır ve söyleyeceğin hiç bir yalana inanmayacaksındır.
Artık karşındaki ayna değil, hakkında her şeyi bildiğin ve senin hakkında her şeyi bilen bir insandır. Ve gözlerini dikmiş sana bakmaktadır. Bu noktada önüne iki yol çıkar. Ya kaşına gözüne bakıp ne kadar yüce bir varlık olduğunu düşünürsün, ya da sözü aynadaki yansımana verip senin adına konuşmasını istersin. Tüm aynalar konuşur. İşte aynanın dediklerini duymak senin her geçen gün insan olmaya daha çok yaklaşmanı sağlar.
14 Mayıs 2009 Perşembe
20 Nisan 2009 Pazartesi
İki çeşit kıyafet vardır.
Seksi olanlar, seksi olmayanlar.
Bir kıyafet eğer seksi ise rahatsızdır. Seksi olan kıyafetlerin rahat olması mümkün değildir. Fakat o seksi kıyafetlerin uyandırdığı cinsellik duygusu tam anlamıyla bir rahatlamadır. Bu açıdan bakıldığında rahat kıyafet diğerlerine göre daha seksidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)